ÂYET VE SÛRELERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

1. Kur’ân metninin unsurları âyetlerdir. Mevcut Kur’ân nüshalarında Kur’ân’ın âyet sayısı -Besmeleler hariç- 6236’dır; Besmeleler dâhil bu sayı 6348’dir. Fâtiha’nın başındaki Besmele genellikle sûrenin ilk âyeti kabul edildiği ve Tevbe sûresinin başında da Besmele bulunmadığı için Kur’ân’daki Besmele sayı farkı sanıldığı gibi sûre sayısı gibi 114 değil, 112’dir.

Âyet sayısının 6666 olduğu oldukça yaygın bir kabule sahiptir. Buradaki sayı farkı âyetlerin veya kelime ya da cümlelerin farklı sayıda oluşundan kaynaklanmamaktadır. Mesele bazı âlimlerin bazı uzun âyetleri birkaç âyet, bazı kısa âyetleri birleşik sayarak tek âyet kabul etmeleri nedeniyledir. Dünya üzerinde mevcut Kur’ân nüshalarının hiçbirinde Kur’ân âyetleri, kelimeleri ve cümleleri bakımından hiçbir fark yoktur. Aradaki rakam farkı âyet numaralandırılmasındaki farklı tekniklerden kaynaklanmaktadır.

2. Bilindiği üzere Kur’ân 114 sûreden meydana gelmiş bir kitaptır. Sûreler, indiriliş zamanı ve âyet sayıları esas alınarak farklı şekillerde isimlendirilmişlerdir. Sûrelerin Hicretten önce indirilenlerine Mekkî, hicret sonrası indirilenlerine ise Medenî denir. Bu isimlendirmede muhataplar veya indiriliş yeri değil, tarih yani “hicret” esas alınmıştır.

Bazı âlimler sûrelerin indiriliş yerine göre Mekke’de indirilenlerine Mekkî, Medine’de indirilenlerine ise Medenî demişlerdir. Ayrıca muhataplar ve ele alınan konular dikkate alınarak müşriklere hitap eden sûrelere Mekkî, kitap ehline ve münafıklara hitap edenlerine ise Medenî ismi vermişlerdir. Ancak bu iki yaklaşım bütün sûreleri içermediği için ilk görüş daha çok kabul görmüştür; bizim kanaatimiz de aynı yöndedir.

3. Sûreler uzunluklarına, yani âyet sa­yılarına göre de isimlendirilmişlerdir. Fâtiha’dan sonraki uzun sûrelere es-Seb‘u’t-Tıvâl (Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ’, Mâide, En‘âm, A‘râf, Enfâl-Tevbe), âyetleri 100’den fazla veya bu civarda olanlara el-Miûn, âyet sayısı 100’den az olanlara el-Mesânî, daha da kısa olanlara ise el-Mufassalûn adı verilmiştir.

Bu son grup (Kaaf-Nâs arası sûreler) de kendi içinde el-Mufassalu’t-Tıvâl (nispeten uzun olan kısa sûreler), el-Mufassalu’l-Evsat (orta uzunluktaki kısa sûreler) ve el-Mufassalu’l-Kısâr (en kısa olanlar) diye üçe ayrılmıştır. Bizim bu ça­lışmamız ilk etapta el-Mufassalûn, yani “kısa sûreler”i içermektedir. Bunlar bitince diğer sûreleri de inşallah incelemeye gayret edeceğiz.

4. Sûrelerin her birinin de ayrı ayrı isimleri vardır. Bazen “Fâtiha, Bakara, Nisâ, Mâide, En‘âm, A‘râf, Enfâl, Tevbe, Nahl, İsrâ, Enbiyâ, Hacc, Mü’minûn, Nûr, Furkaan, Kasas, Secde, Ahzâb, Fâtır, Sâffât, Mü’min, Fussılet, Kıtâl, Feth, Kamer, Rahmân, Vâkı‘a, Mücâdele, Mümtehıne, Cum‘a, Münâfikuun, Talâk, Tahrîm, Mülk, Kalem, Cinn, Kıyâmet, İnsân, Murselât, Nebe’, Tekvîr, İnfitâr, Mütaffifûn, İnşikaak, Fecr, Beled, Şems, Leyl, Duhâ, İnşirâh, Kadr, Beyyine, Zilzâl, ‘Asr, Hümeze, Kâfirûn, Nasr, Mesed, İhlâs, Felak ve Nâs” sûrelerinde olduğu gibi sûrenin içerdiği konu esas alınmıştır.

Bazen “Âl-i İmrân, Yûnus, Hûd, Yûsuf, İbrâhim, Hıcr, Kehf, Meryem, Rûm, Lokmân, Sebe’, Ahkaaf, Nûh, Fîl, Kureyş” sûrelerinde olduğu gibi ele aldığı kıssa nedeniyle bir peygamber veya kavim ismi dikkate alınmıştır.

Bazen “Ra‘d, Şu‘arâ’, Neml, ‘Ankebût, Zümer, Şûrâ, Zuhruf, Dühaan, Câsiye, Hucürât, Zâriyât, Tûr, Necm, Hadîd, Haşr, Saff, Teüğâbün, Hâkka, Me‘âric, Müzzemmil, Müddessir, Nâzi‘ât, ‘Abese, Burûc, Târık, A‘lâ, Ğâşiye, Tîn, ‘Alak, ‘Âdiyât, Kaari‘a, Tekâsür, Mâ‘ûn, Kevser, ilginç bir kelime bu isimlendirmede esas olmuştur. “Tâhâ, Yâsîn, Sâd ve Kaaf” örneklerinde olduğu gibi sûre başlarındaki “kesik kesik, hecelenerek okunup harekelendirilmeyen” mukatta‘a harfleri isim olarak verilmiştir.

“Mü’min-Ğâfir, Tebbet-Mesed, Muhammed-Kıtâl, Fâtır-Melâike” sûrelerinde olduğu gibi bazı sûrelerin birden çok ismi olduğu gibi, “Bakara ve Âl-i İmrân” için Zehrâvân, “Felak ve Nâs” için Mu‘avvizetân dendiği gibi bazen iki sûrenin tek adı da olmuştur.

5. Mekkî sûrelerde genellikle Allah’a ve âhirete iman konuları işlenmektedir. Geçmiş milletlerin kıssalarına ve kâi­nat kitabının âyetlerine genellikle bu sûrelerde yer verilmektedir. Bu çalışmalarımızda inceleyeceğimiz sûrelerde geniş çaplı kıssalar yoktur. Onlar daha uzun sûrelerde ele alınmaktadır.

Medenî sûrelerde ise genellikle ibadet, hukûkî içerikli konular, bireysel, toplumsal ve toplumlararası ilişkiler, onlara yönelik çözüm yolları ile suç-ceza meseleleri konu edinilmektedir. Tabii ki Mekkî sûrelerin konularına Medenî sûrelerde, Medenî sûrelerin konularına da Mekkî sûrelerde zaman zaman yer verilmektedir. Bu anlamda sûrelerde ele alınan konular standart değildir.

Mekkî sûrelerde daha çok iman binasının temelini oluşturan esaslar açıklanır. Ele aldığımız bu kısa sûrelerde göz­lemlenen konular bu çerçevededir. Temeli anlamadan ve asıl değerleri kavramadan yapılacak yorumlar temelsiz kalacaktır.

6. Mekkî sûrelerin üslubu genellikle kısa âyetler ve kısa cümleler şeklindedir. İfadeler kısa olsa da anlam ve mesajların uzun, çaplı ve evrensel içerikte oluşu, bizi bu çalışmayı yapmaya yönlendirmiştir. Bir, iki veya üç ke­limeden oluşan nice âyetler vardır ki mesajları sayfalar veya ciltler dolusu olabilmektedir.

Mekkî sûrelerde “îcâz” esastır. Îcâz, Türkçemizde de kullandığımız “özlü söz” anlamında “vecîze” ile aynı kökten gelmektedir. Îcâz, “bir sözü kısa tutmak” de­mektir. Bu yapısı gereği kısa âyetler veya kısa âyetli sûreler geniş anlam dünyasına sahiptir.

Medenî sûrelerin ifade özelliğini ise “sözün, bir maksat için ve bilerek uzatılması” de­mek olan itnâb veya tatvîl oluşturur. Hem îcâz, hem de itnâb özelli­ğine sahip olan bütün âyetler ve sûreler i‘câz içerir. İ‘câz, “âciz bırakmak” anlamıyla Kur’ân’ın bütününün “mucize” oluşunu belirtir. Kur’ân’da meydan okuma âyetleri[1] de onun mucizeliğini ispata yönelik mesaj içe­rirler.

7. Bu çalışmamızda inceleyeceğimiz sûrelerde ağırlıklı olarak “tevhîd, nübüvvet ve âhiret” konuları gündeme getirilmektedir. Bu yapısı gereği sûrelerin hacimleri küçük olsa da mesajları büyük ölçüde ve genel hatlarıyla Kur’ân bü­tünlüğünü yansıtacak niteliktedir. Bir âyet, pek çok âyete ışık tutmakta, bütünüyle Kur’ân adeta har­manlanmaktadır.

8. Kur’ân’da konular, Kur’ân geneline serpiştirilerek ele alınır. Dolayısıyla hemen hemen her âyetin diğer âyetlerle anlam ilişkisi vardır. Bu özelliği Kur’ân’ın “müteşâbih”, yani birbirine benzeyen, birbiriyle benzeşen âyetlerden oluşmasından kaynaklanmaktadır. Kur’ân’ın bir konu hakkındaki mesajı, ancak bütünüyle bilinmesiyle anlaşılabilir. Parçacı yaklaşımlarla Kur’ân hakkında fikir beyan etmek doğru değildir. Kur’ân’ın bir sûresini tanımak için bütün sûrelerini bilmek gerekir. Bütün bilinmeden parçalarla hüküm verilmemelidir.

Kısa Sûrelerin Tefsiri, Mehmet Okuyan, 1. Cilt



[1]   İniş sırasına göre “meydan okuma” âyetleri için bk. (Yaklaşık 50-55 sûrelik meydan okuma için bk. İsrâ 17/88; 10 sûrelik için bk. Hûd 11/13; 1 sûrelik için bk. Yûnus 10/38; Bakara 2/23. Tûr 52/34).

(Visited 8547 times, 1 visits today)

Bunlara da bakınız...